Türkçe English

 

O SAVAŞÇI Kİ!

Yıkılmış kentlerin önünde, arkamda siyah buluta bırakmış olduğum, ağıtların dizleri yara ettiği, ergenlik çağına girmemiş, ölüme beşkala yaşayan insanların üniformalar giydiği, beton binaların yıkılmış yüzeylerinde kaybolan oyuncağın izini süren çocukların, eksik vücut parçasını arayışa çıkan insanların, doğum gününü ölüme ayarlayan, yaşama toz bulutu içerisinde giren bebeğin gözyaşlarının sele dönüştüğü yerde, çığlıkların gökyüzüne yükseldiği, acı çeken yüreklerin sığınacak alçak bir yer aradığı, kırık bir plağın marşa devam ettiği, tank paletlerinin, asker konvoylarının ezdiği kentleri arkamda bırakarak, önünde: Moskova önlerinde, barikat saflarında, dövüşen anlatsın öykümüzü diyerek, çıplak ellerimizle tank paletlerine sarılışımızla başlıyoruz.
Gözlerimizin önünde, kirpiklerinizden, acılarınızdan, gözyaşlarınızdan başka engel olmayacak düzlükte, heryerin üstünü örten, beyaz gelinlik giymiş doğayla beraber şiir tadında bir savaş.
Yaşamı kısa, derinlemesine, farkına varamadığımız, teğet geçtiğimiz güzellikleri yakalamamızı sağlayan, kendi içinde devrimci olan şiir, motivasyonun yanında iyi bir okuyucusuna sahipse, cennete geçiş bileti sayılır.
Şiir; acı, mutluluk, öfke, kin, sevgi, aşk, şiddet, savaş, doğa, barış, dalga geçme, sevinç, hüzün, kader, düş, bir olayı anlatma, tanımlama, tarih, ölüm. Aklınıza gelebilecek bütün sözcükleri, şiir eşittir deyip yanına koyabilirsiniz. Şiir\'in kendi içinde taşıdığı ritmi, ahengi, dinginliği unutmamak gerekiyor.
Toplumun hangi yerinde yer alıyor olsa da, kişilerin şiir yazdığını yazmaya çalıştığını biliyoruz. Her eline kalem alan, düşünceleri, duyguları, hüzünleri, izlenimleri kağıda aktarmaya kalkıp, onun adına da şiir demek kolay. Ne kadar şiir olabileceği meçhul bir asker sayılır.
"Dil varlığın evidir. İnsanın evi dilin barınağındadır. Düşünürler ve şairler bu barınağın koruyucularıdır." (Martin Heidegger)
Meçhul sayılmayacak bir askerin, kendinden emin, "apoletlerim sorumluluklarım" diyen, "sıra neferi olduğunu" söyleyen, iyi bir okuyucu, hissedişçi, yaşayışçı, şiir düşkünü, onunla kendini sarmalayan, özdeşleşen yaşamın acılarına karşı aydın olma bilincini koruyan, güzellik yaratıcısı tutkun, damarlarında kan yerine şiir dolaşan, her konuşmasının içinde şiir dolaştıran açık mavi denizlere yelken açan, tek başına asker olabilen, silahı dilinde, dingin, cesur bir savaşçı o.
"Şiir ne olduğumuzu ortaya koyar ve bizi, olduğumuz şey olmaya davet eder." (Octavio Paz)
Öyle bir savaşçı ki, durgun, kabarmayan, kendi halinde akan nehre bahar olabilir. O günlerden birini yaşatan, yaşama sevincimizi, öfkemizi çığa dönüştüren, Mehmet Özer, kavganın ateşine atılan birer dinamit ya da bir fitilden ateşlenen dinamit olmamızı sağlıyor.
Lautreamont (1846-1870) "Şiir herkes için yapılmış olmalıdır. Bir kişi için değil", sözüne anlam kazandıran, iyi bir okuyucu olarak bilinen Mehmet Özer\'in, iyi bir şiir yazım emekçisi olduğunu çok az insan bilir. Sahnelemiş olduğu şiir kurmacasının içinde kendi şiirleri de yer alır. O herkes için (bütün devrim emekçileri) şiir yazar, okur. Yazdığında sorumluluğunu yerine getirir, kitleye ulaştırdığında ayaklandırır. Dinleyenler kendinden birşeyler bulur, bulduğunda bırakmak istemez.
"Bazı imgelerde bir yer sarsıntısının ilk adımı vardır" der Breton. Ne kadar da haklı. "Bazı imgeler" de yanılıyor olabilir. Mehmet Özer\'in her imgeyi içselleştirmesinde, yer sarsıntısından öte, hangi mekan olduğu önemli değil, yeryüzünün tersine döndüğünü zanneder insan.
İşte öyle bir savaşçı o. Moskova önlerinde olmamızı sağlayan, ordaki yoldaşlarımızın acılarına, sevinçlerine, yiğitliklerine, bizi de ortak eden, ettikçe güçlülüğümüzün farkına varmamazı sağlayan, yüzünde çiçekler açan bir şiir yoldaşı.
"Şiir dünyayı gösterir, çünkü kendisi de kendisini gösteren bir dünyadır" (J. Garelli)
Her zaman yanında olmak isteğimiz, yılgınlığın, üzüntünün, yaşamdan bıkmışlığın önünde set olabilen, koca bir ordu gibi savaşan bu yiğit insanı nasıl anlatmalı sizlere.
Bazılarınız onu tanıyor, bazılarınız onu dinlemiş. Bazılarınızın da adını sıkça duyduğunuz bu insana benim de birkaç sözüm olacak.
Seni tanımak, yaşamın dönemeç taşlarından biri ve en önemlisi. Her şiir okuduğumda, ağladığımda, hüzünlendiğimde, bir barikatın içinde hep seninle olacağım.
Nasıl demiştin. "Herkes kendi payına ölür", İşte böyle büyük yoldaş, abi, dost, ölüme bile anlam kazandıran, çirkin, ihanet dolu yaşamda, yaşama sevincimizi torpilleyen, yaşama güzel koku veren bir çiçek olduğun için binlerce teşekkür.
Senin o sevimli yüzünde hiç ışık sönmesin.
Bulunduğun yerin TANRISI olman dileğiyle, YARIM BİR HOŞÇAKAL.
ÇİMA
.........
Özgür Gençlik/33

 

İçerik Notları

Görüntüleme:3006

Ekleyen: Mehmet Özer || Eklenme Tarihi:01/12/2006 19:20

Düzenleyen: || Düzenleme Tarihi:

Puan:

Galeriden Seçmeler

galeri

Faydalı Linkler

Üye Panel



Site Araçları

Site İstatistikleri

  • Toplam Ziyaret : 863635
  • Online Üye : 0
  • Online Ziyaretçi : 5
  • Toplam Online : 5
  • Üye Sayısı : 2
  • Son Üye : Mehmet Özer
  • Toplam Sayfa : 143

 

Created by Web Engine 2.0.1, Copyright © 2007-2017

valid xhtml 1.0 strict valid section 508 valid css 2.0