Türkçe English

 

Umur TALU-Dipsiz Kuyu

Siyah - beyaz!

Belki gazete mutfaklarında geçirilmiş yılların etkisiyle sık sık "kenardaki" haberlerin peşinde sürükleniyorum.
Belki "kıyılara" öylesine vurmuş haberleri hiç olmazsa bir gün daha var edebilmek telaşıyla.
Bir süredir her gün, Le Monde gazetesinde, gazeteciliğin içinde bir fotoğrafçının "Toplu Göç Çocukları"nı izledim.
Yıllar önce, Brezilya Serra Pelada altın madenlerinde binlerce insanın, ihtiras ve umudun çamuruna karışmasını hafızada donduran siyah - beyaz fotoğrafına tutulduğum bir fotoğrafçının.
***
Dünkü Milliyet\'te Gökçer Tahincioğlu\'nun haberinde bizden bir fotofrafçının, Mehmet Özer\'in sanıklığı o siyah - beyaz Brezilyalının tanıklığına karışıverdi.
Özer de Brezilyalı meslektaşı gibi, "kenardaki" insanların fotoğraflarını çekiyordu. Fotoğraflarında yer alan "gözler"de suç arandı; ve bir Leyla Zana fotoğrafıyla yine sanık oldu.
***
Basının ne kadar özgür olup olmadığını kanıtlamak için, cezaevlerindekilerden kimin gazeteci olup olmadığına dair istatistiklere gömülenler açısından önemli bir dava olmalı, "objektif"in ne kadar özgür olabileceği.
Gazeteciliğin objektifliğine dair palavralara inat, hangi "sübjektiflikler"in, hangi açıların serbest, hangilerinin yasalarla veya "piyasa koşulları"yla "lanetli" sayılabileceği.
Misal; Don McCullin Vietnam Savaşı sırasında, görülmesi istenmeyenleri gösterebilen başarılı bir foto muhabiriydi. Ve şimdilerin medya devi Rupert Murdoch İngiliz Sunday Times\'ı da satın aldığında, McCullin\'i koyuverdi.
Gerekçe, "Açlıktan kırılan yoksul bebek fotoğraflarına paydos. Başarılı işadamları fotoğraflarına merhaba" idi. (Aktaran Julian Stallabrass, New Left Review, Mayıs - Haziran 1977)
Mehmet Özer o haberde, bahsettiğim Brezilyalı Sebastiao Salgado ile buluşuverdi birden.
Ekonomist olan Salgado, Brezilya Maliye Bakanlığı\'nda dahi çalışmış olmasına rağmen, gazetecilik fotoğraflarıyla "insan"ı taşıyıp durdu yıllar boyunca.
Brezilya cuntasının onu yasakladığı dönemlerde sabırla "Diğer Amerikalar"ı fotoğrafladı. Dünyanın her tarafında "İşçiler"i fotoğrafladı. "Toprakları"ı da.
Son olarak, tam 7 yıl boyunca dünyanın her köşesindeki "Toplu Göç Çocukları"nı çekup durdu.
26 Mart 2000 tarihli Le Monde\'da, "Bugünümüzü Dinyeleyim" başlıklı yazısında diyordu ki:
"1993\'ten beri 50 ülkede o çocuklarla yaşadım. Hepsi saygımızı hak eden bir kuvvet ve cesaretle mücadele ediyor. Bu çalışmaya başlarken dünyanın karanlık bölgeleri olduğunu biliyordum. Fakat, dünyanın iyiye gittiğini ve o karanlıkların yavaş yavaş azaldığını düşünüyordum.
Tam tersini keşfettim. Karanlıklar çoğalıyor. İnsanlığın bir azınlığı, yani kendini sergileyen ve bizim sergilediğimiz bir azınlığı ilerliyor; büyük çoğunluk ise, maskelenmiş şekilde, geriliyor. Bu 7 yıl boyunca, o insanlar benden, var olduklarını kanıtlamamı beklediler. Mesela, çok yaşlı Bosnalı Müslüman gibi. Ellerime sarıldı, ağladı, ağladı. Birisi nihayet onu dinledi diye. Bugünümüzü dinleyelim!"
***
O siyah - beyazların, curcunalara inat yansıttığı gibi, belki de dünya sandığımız kadar renkli değildir.
Fotoğrafı kimin çektiğine, kimleri hangi açıdan çektiğine göre, bakışımız da farklılaşabilir.
Kimilerinin bir şeyleri hiç göstermemek istemesi de o yüzden zaten.
.........
2 Mayıs 2000-MİLLİYET

 

İçerik Notları

Görüntüleme:1788

Ekleyen: Mehmet Özer || Eklenme Tarihi:01/12/2006 19:16

Düzenleyen: || Düzenleme Tarihi:

Puan:

Galeriden Seçmeler

galeri

Faydalı Linkler

Üye Panel



Site Araçları

Site İstatistikleri

  • Toplam Ziyaret : 863630
  • Online Üye : 0
  • Online Ziyaretçi : 4
  • Toplam Online : 4
  • Üye Sayısı : 2
  • Son Üye : Mehmet Özer
  • Toplam Sayfa : 143

 

Created by Web Engine 2.0.1, Copyright © 2007-2017

valid xhtml 1.0 strict valid section 508 valid css 2.0