Türkçe English

 

DOSTUM DOSTUM

Puan Ver





Tavsiye Et

Gönderen:

: (E-mail)

kullanıcı isimli üyemiz size sitemizdeki bir içeriği tavsiye ediyor. İçeriği görmek için aşağıdaki bağlantı adresini takip edebilirsiniz.
/index.php?sayfa=yazı40

Yorum Yaz


(kimse yarasını bir başkasına göstermiyor. Derdini dökmüyor hiç kimseye)

DOSTUM DOSTUM

Uzun zaman önceydi. Henüz çocuk savaşçılar ve kahramanlar olduğumuz zamanlardı. Ellerimiz küçük ama sorumluluklarımız büyüktü çocuk omuzlarımızda dağ gibi yükler vardı. Kendimizden emindik. Her ne kadar aşık olmayı bizden sonrakilere bıraksak da incir ağacının tepesinden her şarkıyı marş makamında ve nazımın şiirlerini sevgililer için okuduğumuz zamanlardı.

Yoksulluk, okul iş çocukluk hepsi işte misketlerin alacalı renklerinde dönüp duruyordu.

Nasılda büyümüştük birden. Lise ikinci sınıftaki çocuk değildik. Her gün özgür bir yarın düşü kuruyor. Durmadan okuyor ve asla devrimci görevlerimizi yeterli bulmuyorduk. Daha hızlı koşmanın verdiği hazdı göğsümüzde büyüyen dağlar.

Yandaki bahçeye kaçan topu nezaketle istenesin bilirdik. Ya da göz ucuyla görmeye doyamadığımız sevgili için kiraz dallarını bir pankart gibi camlara asıyorduk. Paylaşmak asla tartışılan bir şey değildi ve paylaşmayan sevilmezdi bizim mahallede. Duvarlara yazılar yazmadan bir günü geçirmek mümkün değildi. Geceleri mandalina bahçelerine dalardık. Karın eğdiği dal sırtımızdan akardık üşümenin verdiği sevinç çığlıkları <atardık daha çocuktuk. Annelerin büyümüş de küçülmüş sevgili çocukları. Büyüklerimizin bize saygı duyması göğsümüzü kabartır daha büyük olma düşleri kurardık. Bir türlü beceremezdik sevgilinin camına çakıl taşı atmayı, her seferinde cam çerçeve inerdi ve ertesi gün mahallenin delikanlısı olan bize şikayet ederlerdi "oğlum iki de bir camımızı kırıyorlar siz bir sahip çıksanız şu mahalleye." Kendinden emin bir sesle "tamam amca artık duruma el koyduk bi daha sizin camınız kırılmayacak" Bir daha kırılmazdı. Artık taş da atamaz olmuştuk camlara. Ama taşın okkalısını  faşistlere atıyorduk.

Rize Eğitim Enstitüsü işgal altındaydı ve ağabeylerimiz canhıraş okulu savunmaya çalışıyorlardı. Her gün yaralanıyor, bıçaklanıyor ya da linç ediliyorlardı ama asla vaz geçmiyorlardı.

Öyle ki Kara Yaşar, Bayrama Ali, Fedai ile birlikte okulu basmayı bile göze alıyorduk.

Henüz lise ikinci sınıfı öğrencisiydik. Kavga okulda ve sokaklarda devam ediyor. Bizler siperden sipere koşan askerle gibi durmadan mevzi değiştirerek dövüşüyorduk.

Rize Lisesi polis tarafından basılmış ve dövüşmeye yarayacak ne varsa toplamıştı. Abartmadan söylersem atılacak çakıl taşı bile yoktu. Taş yok mu, yav yoldaşlar taş yok mu? . Taş yoktu.

Eğitim Enstitüsünden gelen faşistler liseyi basmış terör estiriyorlardı. Dövüyorlardı bizi. Bellerine bile gelmiyordu boyumuz. Çaresizdik, resmen eziliyorduk. Bu zor zamanlarda insan yaratıcığı inanılmaz olanaklar sunar insana. Müdürlük katında yangın köşesi geldi aklıma birkaç arkadaş hızla merdivenleri çıkarak yangın söndürme aletlerini aldık. Kazma, kürek, balta, kova, kanca ve yıldırım hızıyla okulun bahçesine fırladık. Faşistler şaşkınlık içindeydiler karşı saldırıya geçmiştik. Çok değil az önce efeleneler şimdi kaçmak için okulun duvarlarına tırmanarak kaçmaya çalışıyorlardı. Biz Kazandık.

Birkaç hafta sonra Fedai sürüldü, ardından da benim dosyamı verdiler kolumun altına artık ikinci ana rahmim olacak Bingöl'e gidiyordum. Zor bir kıştı ve kar dalları yere eğmişti. Kar örtüsü altında bacalardan çıkan duman görülüyordu. Çarşı mahallesinde güzel ve eski bir evde oturuyorduk. Babam, annem ve kardeşlerim şafağa kadar uyumadılar. Sessizlik vardı ve kimse soru sormuyordu. Şafakla birlikte polis nezaretinde Erzurum'a giden arabaya bindirilecek ve benim için artık yeni bir hayat başlayacaktı. İki polis kapıda bekliyordu. Devlet gittiğimden emin olmak istiyordu herhalde.

Babam iç kapının arkasındaydı ve dudakları titriyordu. Sarıldık, öperken kokladı göğsüne bastırdı "dikkat et oğlum" dedi ve sustu. Annem ellerini göğsüne kavuşturmuş iç çeke çeke ağlıyordu. Şakir ve İsmail uykusuz gözlerini ovuşturuyordu. Annenin hazırladığı küçük bir torba vardı yol hazırlamıştı. Torbayı sırtıma attım ve Osman'la yoldaşça kucaklaştık. Yürümeye başladık. Polisler ardım sıra geliyorlardı. Onlarda bir anlam verememiş ki kendi aralarında konuşuyorlardı. Her adımda gece aralıksız yağan karda ayağım kara batıyor ve sanki gök gürültüsü sesler çıkarıyordu. Ayaklarımı tutan bir şey vardı. Sanki gidişimde bir şey eksikti. Dönüp ardıma evimize baktım. Pencere demirlerine sarılmış asmaya gülümsedim ailem hala kapı önünde bekliyordu. Osman bir kar topu fırlattı hadi git abi en kısa zamanda görüşürüz. Evim evimiz el sallıyordu ama hala bir şey eksikti. Kara bata çıka yürüdüm sokağı döndüm evim artık görünmüyordu. Haykıran bir sele durdum ev görünmüyor ama ses evimizden geliyordu. Gülümsedim. Ses Şenol'a aitti. Beni yol etmeye gelmiş ama geç kalmıştı. Ve dostum beni bir türkü ile yola yolluyordu. Otuz yedi yıldır o türkü yüreğimin üstünde durmadan bana kendini hatırlatır.

Ne zaman dara düşsem uzaklara bakarak bu türküyü söylerim. Sesim ulaşmasa da o sezer. Ve ben bilirim Şenol her zaman bir soluk uzaktadır. Onun orada olduğunu bilmek beni mutlu eder. Kendimi güvende hissederim. Türkü Pir Sultan Abdal'a ait DOSTUM türküsüdür.

Mehmet Özer

2 Şubat 2014

04.00 Sabah

Ankara

 

DOSTUM

 

Bin cefalar etsen almam üstüme

Gayet şirin geldi dillerin dostum

Varıp yad ellere meyil verirsen

Kış ola bağlana yolların dostum

Dostum dostum dostum

gelsene canım

 

İlahi onmaya yardan ayıran

Bahçede bülbüller ötüyor uyan

Kula gölge ise Allah'a ayan

Senden ayrılalı gülmedim dostum

Dostum dostum dostum

gelsene canım

 

Pir Sultan Abdal'ım gülüm dermişler

Bu şirin canıma nasıl kıymışlar

İster isen dünya malı vermişler

Sensiz dünya malı neylerim dostum

Dostum dostum dostum

gelsene canım

 

Pir Sultan ABDAL

 

 

İçerik Notları

Görüntüleme:

Ekleyen: Mehmet Özer || Eklenme Tarihi:02/02/2014 16

Düzenleyen: || Düzenleme Tarihi:

Puan:

Yorumlar

 

Sayfa:

Galeriden Seçmeler

galeri

Faydalı Linkler

Üye Panel



Site Araçları

Site İstatistikleri

  • Toplam Ziyaret : 712812
  • Online Üye : 0
  • Online Ziyaretçi : 36
  • Toplam Online : 36
  • Üye Sayısı : 2
  • Son Üye : Mehmet Özer
  • Toplam Sayfa : 143

 

Created by Web Engine 2.0.1, Copyright © 2007-2017

valid xhtml 1.0 strict valid section 508 valid css 2.0